Bir gün Hoca, Konya’da ziyafete davet edilmiş. Giyinip kuşanıp ziyafet evine varmış ki içerisi ana baba günü; fare, yavrusunu kaybetse bulamayacak. Ne olur ne olmaz diye ilk defa giydiği çanğını koynuna saklayıp sofraya öyle oturmuş. Hocayı uzun süredir göremeyen bir dostu:
– Hocam, demiş, koynunuzdaki kitap çok kıymetli olmalı, sahaflardan mı aldınız?
– Hayır, demiş Hoca, sahaflardan değil, kavaflardan aldım!




