Sancı Gidince



Hoca’nın karısı gebeymiş. Doğum yaklaştı ya, her gün her gece: “Sancım geldi” diye yaygarayı koparıyormuş. Hoca tam hekime gideceği zaman ise: “Yok yok geçti!” diyerek Hoca’yı başından ayırmıyormuş. Sancı geldi, sancı gitti meselesi Hoca’nın canını iyiden iyiye sıkmış.

Yine bir gün gece yarısı sancısı tutmuş. Hoca telaş içinde doktora koşturacağı zaman, yine “Sancım geçti” demez mi, hekimin yolunu tutan Hoca:

– Bizim hatun az önce sancılanmıştı ama geçti, demiş. sakın ola bize geleyim deme!

Ters Oğul

Hoca’nın oğlu ile başı dertteymiş. Ne söylerse, o tam tersini yapıyormuş. Evlat bu atsan atılmaz, satsan satılmaz hesabı, Hoca da çaresiz katlanıyormuş.

Bir gün, baba oğulun çuvalını eşeğe yükletip değirmenden gelirken, Hoca, şu yoldan gidelim deyince, oğul tam tersi yola eşeği dehlemiş. Önlerine çay çıkmış. Hoca bakmış ki çuval sol yana ağmış; suya düştü düşecek. Ne söylese oğlu aksini yapıyor ya:

Aman oğlum, demiş, çuval sağa kayıyor, düzeltiver!

Aksi oğlun o gün söz dinleyeceği tutmuş; babasının tam dediğini yapmaz mı… Çayda hamur bayramı!

Hoca ne dese haklı:

– Bre ters! Kırk yılda bir düzlüğün tuttu, undan eyledin bizi!

Ya Şimdi Minarede Olsaydım!

Hoca eşeğe binmiş, Akşehir’den Konya’ya giderken, öyle şiddetli bir yer sarsıntısı olmuş ki Hoca hemen eşekten indiği gibi secdeye kapanmış. Sebebini soran yol arkadaşına, Allah’a şükrederek karşılık vermiş:

– Ya şimdi minarede olsaydım!

İlk Tökezleyen At

Konya tarafında bir derebeyi, huzuruna çağırdığına ilk önce kadınları sorarmış. Cevapları beğenmezse kör ku yuya attırırmış.

Hoca’nın da yolu Konya’ya düştüğünde derebeyi j|e karşılaşmış. Derebeyi, Hoca’yı bilgelere benzetmiş, örn rüm boyunca aradığım cevabı belki bu yaşlı verir diye rek, Hoca’yı kadınlar hakkında soru yağmuruna tutmuş İlk önce verdiği cevaplar derebeyinin pek hoşuna gitmiş Hoca, adamın rahat hâline kanıp soru sormaya kalkmış

– Beyim, demiş, senin gibi bir yiğit bu yaşa kadar tek kalır mı?

Bu soru adamı o kadar kızdırmış ki Hoca kör kuyunun serinliğini teninde duymaya başlamış.

– Öyle demek istemedim, demiş, senin gibi yiğidin istese binlerce cariyesi olur. Hem ilk tökezleyen atın bası kesilmez!

Dünyanın Dengesi Bozulur

Elde soru mu yok; Hocaya sormuşlar:

– Hocam, sabahları insanlar niye bir o yana bir bu yana gider?
– Olur mu, demiş, Hoca, hepsi aynı yöne gitse dünyanın dengesi bozulur. Allah korusun bir yana devriliverir.

İç İşleri

Nasreddin Hoca’nın evi cayır cayır yanmaya başlamış. Komşu lan kan ter İçinde Hocayı bulup haber vermiş. Hoca gayet sakin:

– Hanıma söyleyin, demiş, evin iç işlerine o bakıyor.

İçinde Bulunma da… nasreddin Hoca’nın kadılığında, bir Akşehirli:

– Yahu Hocam, demiş, ölüyü götürürken tabutun neresinde bulunmalı?

Hoca bıyık altından gülmüş:

– İçinde bulunma da, demiş, neresinde bulunursan bulun

Kıyamet Zamanı

Hoca’ya kıyamet ne zaman kopacak, diye sormasınlar mı.

– Hangi kıyamet?

demiş, Hoca.

– Hocam, demişler, biz bir tane biliyoruz, kaç tane kıyamet var?
– Sizin bildiğiniz kıyamet başka, demiş, Hoca:

-Benim bildiğim iki kıyamet var; hatun ölünce küçüğü, ben ölün ce büyüğü kopacak!

Damda Sadaka

Nasreddin Hoca, dama yün sererken kapısı çalınmış. Zamansız gelen misafire sinirlenen Hoca, damdan seslenmiş:
– Kim o?

Dilenci, eli boş dönme korkusuyla:
– Aşağıya in de söylerim, diye cevaplamış.

Meraklanan Hoca, bin bir güçlükle damdan inmiş. Dilenci; kan ter içinde damdan inen Hoca’ya:
– Allah rızası için, demiş, bir sadaka!

Öfkesi kabaran Hoca:
– Hele gel bir dama çıkalım da, demiş!

Hoca’yla dilenci bin bir zahmetle dama çıkmışlar. Hoca, inip çıkmanın tutuşturduğu öfkeyi dilencinin yüzüne savurmuş:
– Allah versin!

 

Ayak Sesinin Kokusu

Bir Akşehir yazında, Nasreddin Hoca ve dostları sohbet ederken, af buyurun, içlerinden biri seslice yellenmesin mi? Ne yapsın adamcağız, kızarmış bozarmış ama belli olmasın diyerek ayağını yere sürtmekten de geri durmamış. Hoca bu, taşı gediğine koymazsa rahat edemeyecek:

– Rahat ol evlat, demiş, sesini biraz benzettin de kokusunu ne yapacaksın?

Anasına Yas Tutuyor

Hocanın ibiği kınalı biricik tavuğunu tilki mi kapmış, yoksa bir hırsız mı çalmış bilinmez; tavuk kaybolmuş. Zavallı yavruları bir o yana bir bu yana süngüsü düşük kanatlarla dökülür olmuş. Hoca, civcivlerin boynuna siyah ip bağlamış. Komşulardan biri “Nedir bu” deyince,

Hoca ağlamaklı cevap vermiş:
– Anaları için yastalar!