Aklın Varsa Akşehir Gölü’ne

Hikâye bu ya, Hoca yoldan çalı çırpı mı toplamış, yoksa geven mi kesmiş; eşeğe yüklediği gibi evin yolunu tut-muş. Tutmuş ama, içini kemiren şüpheden de bir türlü kurtulmak mümkün değil. Bir eşek yükü zahmet çektiği bu odun bozuntusu ot, ya ocağa atınca adam gibi tutuşmazsa? Sınamayı kurt yemez deyip sınayayım derken, yüküyle birlikte eşeği de alev almaz mı? Hayvancağız var gücüyle kendi yangınından kaçmaya başlayınca, Hoca arkadan bağırmış:

– Aklın varsa, Akşehir Gölü’ne!





Kırk Yıllık Dost

Timur, Akşehirliler adına Nasreddin Hoca’yı huzuruna kabul edip sorunlannı anlatmasını istemiş.
Timur’un karşısında iyice heyecanlanan Hoca, kırk yıllık dost gibi başlamış anlatmaya…
Hoca’nın kendisiyle samimi bir şekilde konuşmasına hiddetlenen Timur:

– Bak Efendi, demiş, sen kendini ne sanıyorsun ki dünyaya nam salan büyük bir hükümdarla böyle konuşuyorsun?

Nasreddin Hoca, hiç istifini bozmamış:

– Sen büyüksen, demiş, biz de küçüğüz!


Hanım Korkusu

Nasreddin Hoca, Sivrihisar’a kızını ziyarete gitmiş. Lâkin, cimri karısından iyice bıkan Hoca, evine dönmeyi hiç istemiyormuş. Bir gün yere boylu boyunca uzanmış. Bunu gören kızı:

– Hayırdır babacığım, hastalandın mı, deyince:
– Anana dönmektense, demiş, bırak da rahatça öleyim!


Buğu Hakkı

Yoksul bir adamcağız, birinin yemek tenceresinden çıkan buğuda bayat ekmeğini yumuşatıp yemiş. Sen misin bunu yapan, diğer adam, ver buğumun parasını, ver buğumun parasını, diye fakirin yakasına yapışmış. Neyse, uzatmayalım, kadılık olmuşlar. Kadı da kim olacak, bizim Nasreddin Hoca. Her iki tarafı da dinledikten sonra birkaç akçe çıkarıp şöyle bir şangırdatmış. Sonra hakkımı isterim diyen zengin adama dönüp:
– Hakkını aldın artık, demiş, daha ne istiyorsun?

Henüz bir şey anlamayan adam itiraz edecek olunca Hoca:
– Aldın ya paranın sesini be adam, demiş, ne diye duruyorsun karşımda? Yemeğin buğusunun hakkı, paranın sesidir.


Hırsıza Taşındım

Bir gün Hoca, evine hırsız girdiğini görmüş. Hiç rahatsız etmemiş. Hırsız, evde ne varsa çuvalına doldurup çıkmış. Hoca da evine kadar onu takip etmiş. Hırsız, kapısını açmış, içeri girmiş, tam kapatacakken, Hoca da dalmış içeri. Adam şaşkın:

– Ben seni tanımıyorum. Herhâlde yanlış eve geldin, deyince Hoca:
– Buraya taşındığıma göre, demiş, tanışacağız artık.

 


Yıldız

Hoca’ya sormuşlar:

– Yeni ay girince eskisini ne yaparlar?
– Ne cahilsiniz, demiş, Hoca, elbette kırpıp kırpıp yıldız yaparlar!


Çocuklaşan Kavuk

Mahallenin çocukları, Hoca’yı çok severmiş. O da onların muzipliklerinden hayli keyiflenirmiş. Çocukla çocuk olur, onların arasına karışırmış.

Bir gün Hoca, pazardan yorgun argın evine dönerken, mahallenin çocuklan her zamanki gibi çevresini sarmış. Hoca’dan kavuğunu istemişler.

– Kavuğu ne yapacaksınız, demiş Hoca.
– Onu biraz gezdireceğiz, seveceğiz, demişler.

Hoca, siz benimle dalga mı geçiyorsunuz, demeye kalmadan, kavuğu başından kaptıkları gibi birbirlerine atmaya başlamışlar. Hoca evine kavuksuz dönünce hanımı şaşırarak sormuş:

– Kavuksuz kendini çıplak sanırdın, kavuğun nerede?
– Baktı ki büyük olmak hiç de iyi bir şey değil, çocuklarla biraz çocuk olmaya gitti, demiş.


Kendi Kulağını Isırmak

Hikâye bu ya, Hoca’nın kadılığında iki adam kulak davası için Hoca’nın huzuruna gelmiş. Adamlardan birinin kulağı ısırılmış ama kimin ısırdığı belli değil. Birisi diğerinin kulağını ısırdığını, hakkını alması gerektiğini iddia ediyormuş. Diğeri ise:

– Hayır, Hocam, diyormuş, o kendi kulağını ısırdı.

Diğeri ise isyan ediyormuş:

– İnsan kendi kulağını nasıl ısırsın?

Nasreddin Hoca, kimin kulağını kimin ısırdığına karar vermek için davayı ertesi güne ertelemiş. Eve gittiğinde gündüzki kulak davası hatırına gelmiş. Bir eliyle kulağını tutup ısırmaya çalışmış. Yok bu kulağı yok öbür kulağı derken dengesini kaybedip yuvarlanmış. Ertesi gün kaşı gözü kan revan içinde mahkemeye gelmiş. Herifler geldiğinde kulağı ısınlmış olana:

– Evladım demiş, boşuna uğraşma, insan bırak kendi kulağını ısırmayı, kafasını bile yer!


Bana mı Eşeğe mi İnanırsın?

Pinti komşusu, Hocanın eşeğini ödünç istiyormuş.

Bir vermiş, iki vermiş. Baktı ki baş edemeyecek, yine istediği bir gün:
– Tüh… Biraz önce başkasına verdim, diyerek geri 3 çevirmiş.

O sırada, ahırdaki eşek var gücüyle anırmaya başlamış, Komşusu:
– Bu senin eşeğin sesi değil mi, hani yoktu? demiş.

Hoca:
– Aşk olsun, demiş, Hoca, benim sözüme değil de eşeğin sözüne mi inanıyorsun?


Yorgan Kavgası

Bir gece sabaha karşı Hoca’nın evinin önünde patırtı gürültü ayyuka çıkmış. Hoca bakmış birkaç kişi kıyasıya kavga ediyor. Hemencecik yorgana sarındığı gibi dışan fırlayıp adamları ayırmaya kalkmış. Kalkmış kalkmasına da herifler kavgayı bırakıp Hoca’nın sırtından yorganı kaptıkları gibi tüymüşler. Hoca otuz iki dişi mızıka çalarak eve dönmüş. Tir tir titreyen Hoca’ya karısı uykulu bir sesle sormuş:

– Kavga ne oldu?
– Ne olsun, demiş Hoca, yorgan gitti, kavga bitti!