Hocanın son günlerde canı ciğer çekmiş. Gündüz ciğerci çırağıyla eve ciğer gönderiyormuş lâkin, akşam eve geldiğinde sofrada yine bulgur pilavı… Bir böyle, iki böyle derken, bir akşam dayanamayıp sormuş:
– Yahu hatun, ben de nefis sahibiyim, kaç gündür ciğer gönderiyorum eve, akşam yine aynı yemek; ne oluyor bu ciğerlere?
Kadın ne dese beğenirsiniz?
– Bana niye soruyorsun; şu hain kediye sor. Ne zaman pişirmeye kalksam fırsatını bulup kapıyor!
Hoca birden yerinden fırladığı gibi baltayı hanımının çeyiz sandığına kilitlemiş; derin bir nefes almış. Karısı şaşkın şaşkın:
– Hayırdır, Hoca, demiş baltayı kimden saklıyorsun?
– Kediden!
– Yapma Hoca, demiş, karısı, kedi baltayı ne yapsın?
Hoca bu; sıradan bir koca değil ki:
– Bana bak kadın, demiş, ciğer iki akçe idi, bu balta kırk akçe eder. Ya kedi kaparsa!




