Yazar arşivleri: admin

Dünya Kaç Arşın?

Bir gün Hoca’ya sormuşlar:

– Hocam, dünya kaç arşın?

Tesadüf bu ya, o sırada yoldan bir cenaze geçiyormuş.

– Bakın demiş, dünyanın kaç arşın olduğunu öğrenen biri gidiyor.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Düğünlerde Okunmaz

Aklınca Hoca’yı sınamak isteyen bir eski ahbabı, İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn ayetinin anlamını sormuş.

Münasebetsiz bir yerde sorulan bu soruya Hoca:
– Sen onu bırak da, demiş, şunu bil yeter: Bu ayet düğünlerde, demeklerde, şenliklerde pek okunmaz!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Doymak da Bir Tatmak da Bir

Hoca bağa gidip eşeğine iki küfe üzüm yüklemiş. Gelirken onlarca çocuk Hoca’nın etrafını çevirip üzüm istemiş. Herkese bir salkım vermiş ama küfeler de nerdeyse boşalmış hani. Çocuk hâlden anlar mı:

– Cimri adamsın Hoca, demiş her biri, bir salkım az değil mi?
– Çocuklar, demiş. Hoca, doymak da bir tatmak da bir.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Dostlar Alışverişte Görsün

Nasreddin Hoca bir zamanlar yumurtacı esnaflığına soyunmuş. Ne var ki, on para saydığı yumurtayı dokuz paraya satıyormuş.

Bakmışlar, Hoca iflas edecek.
– Ne yapıyorsun Hocam, demişler, bu külliyen zarar; artık alıp eksik satıyorsun.

Hoca:
– Sağ olun dostlarım, demiş, ben yaptığımı biliyorum; dostlar alışverişte görsün.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Dokuza da Razıyım

Rüyasında bir tüccar, Hoca’ya dokuz altın vermekte ısrar ediyormuş. Rüya bu ya, Hoca da illa on olmazsa almam diyor. Alırdın almazdın, Hoca uyanmış ki rüya! Hemen gözlerini kapayıp sağ avucunu açmış:

– Dokuza da razıyım!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Kazan Doğurdu!

Bilirsiniz ya Hoca, mal canlısı bir komşusundan kazan istemiş. İşi bittikten sonra da bir tencere güzeliyle birlikte kazanı komşusuna götürmüş.
– Sağ ol komşu, demiş, bu kazanın, bu da yavrusu’ doğurdu!

Komşunun canına minnet, fırsatı kaçırır mı tencereyi aldığı gibi mutfağa yerleştirmiş. Gel zaman git zaman Hoca komşudan tekrar kazan istemiş. İlkinde gönülsüz veren komşu be sefer seve seve getirmiş kazanı. Getirmiş ama, bir gün değil, beş gün değil Hoca’dan kazan gelmiyor. Hem tencereyi de ikilemek beklentisi içinde.

Dayanamayıp Hoca’ya:
– Hocam, demiş, işin bittiyse şu kazanı getirsen.
– Başın sağ olsun, demiş, Hoca, senin kazan öldü.
– Allah aşkına Hoca, demiş komşusu, kazan bu, ölür mü hiç?
– Niye ölmesin, demiş Hoca, bilirsin doğuran, ölür!

Diş Çektirdim Bilirim

Hikâye bu ya, bir gün Hoca’ya, bir kendini bilmez ahlayıp sızlayarak ağrıyan başı için ne yapması gerektiğini sormuş. Hoca’da çözüm tükenir mi?

– Kardeşlik, demiş, ben bu ağrı meselesini iyi bilirim geçenlerde dişim ağrımıştı, gittim çektirdim. Hiç bekleme; git dişini çektir.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Dilin Arşını Yok

Nasıl hacı hacıyı, hoca hocayı bulursa; kadı da kadıyı bulur. Bir gün Nasreddin Hocaya İranlı bir kadı misafir olmuş. Hoca yedirmiş içirmiş, bir eksiği kalmasın diye Hanya’yı da Konya’yı da gezdirmiş. Söylemeyi unutmayalım, Hoca neyimiz iyi dese İranlı çok daha iyilerinin, çok daha büyüklerinin kendi ülkesinde olduğunu söylüyormuş. Bakmış ki İranlı ne söylese avcı ve atıcı muhabbetine dönüşüyor, geri kalmak istememiş.

Hoca, ile İranlı karşılıklı övünürken, ne konuşuyor bunlar, diye, kulak kabartanlar da bulunuyormuş.
– Şahımız bir çeşme yaptırdı, boyu yedi yüz arşın, bin tane kuması var, cümlesi som altından, içinden zemzem akar, diyen İranlıya:
– O da bir şey mi, demiş Hoca, bir hamam yaptırdı ki Sultanım kullarına, boyu tam on bin arşın, çıkılmaz surlarına, kırk bin kuma koydurdu, som altın duvarına…

Yalnızca hamamın boyunun on bin arşın olduğunu duyan birisi:
– Yapma Hocam, demiş, hamam olsa olsa en fazla elli arşın olur!

Bir diğeri:
– Bak şimdi oldu mu, eni boyuna uymadı, gelin onu beş bin yapalım, demez mi?

Hoca bakmış ki hava alay havasına çalacak, İranlı kadıya dönüp:
– Şu münasebetsiz olmasa, demiş, enini boyuna uydurmasını bilirdim!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Derya Olsan, Tuzla Neye Yarar?

Hikâye bu ya, Nasreddin Hoca, ilk defa denizi görüyormuş. Aman bu ne su bolluğu diyerek sahile seğirtmiş. Susuzluktan dili damağı kurumuş olacak ki eğilip kana kana içmek istemiş. Bir yudum almasıyla püskürmesi bir olmuş. Susuzluğu azalacağına daha da artmış, ağzı acılaşmış, boğazı yanmış. Can havliyle pınara koşmuş. Demir gibi soğuk suya ağzını verip yüreğini serinlettikten sonra; dalgalı denize bakarak:

– Ne kabarıp duruyorsun, demiş, boyundan utan; şu pınarcık kadar olamadın.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Deli Dolu

Hoca, ağustos sıcağında yollara düşmüş. Konya’ya eşek bakmaya gidiyormuş. Yaz, ağustos sıcağı… Susuzluktan dili damağı kurumuş. Ne var ki çeşme akmıyormuş, kumasını bir tahtayla tıkamışlar. Kerbela susuzu kesilen Hoca, tıpaya var gücüyle asılmış. Asılmış asılmasına da tıpanın çıkmasıyla, yüzüne gözüne su fışkırması bir olmuş.

Hoca, bir çeşmeye, bir güneşten cayır cayır yanan bozkıra bakıp şöyle demiş:
– Bre deli çeşme. Bu bozkırda bile deli dolu aktığın için ağzını tıkamışlar!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.