Yazar arşivleri: admin

İkimize de Ne?

Adamın biri Hoca’nın yolunu çevirmiş. Ağzı sulanarak İştahlı iştahlı:

– Hoca’nın, demiş, az önce bir sininin üzerinde iki kızarmış kaz götürdüler. Hoca umursamaz:
– Bana ne? deyince adam:
– İyi de sizin eve götürdüler! demiş.

Hoca, aynı umursamazlıkla cevap vermiş:

– Sana ne!

İki Kere Yellenen Eşek, Hoca Öldürür

Bir gün Hoca, ağaç buduyormuş. Yoldan geçen biri’

– Dikkat et Hoca, demiş, bindiğin dalı kesiyorsun düşersin!

Biraz sonra Hoca kendini yerde bulmuş. İçinden:

– Ne mübarek adam, demiş, düşeceğimi bildi, öyleyse öleceğimi de bilir!

Akşehir’i kanş karış arayıp adamı bulmuş:

– Benim ağaçtan düşeceğimi bildin, öleceğimi de bilirsin, demiş, ben ne zaman öleceğim?

Adam, nereden bilirim senin ne zaman öleceğini dediyse de Hoca’yı ikna edememiş. Başından savmak için:

– Eşeğin dağa çıkarken, demiş, bir kere yellenirse canının yarısı, iki kere yellenirse tamamı çıkar.

Hoca, eşek yellenecek de canım çıkacak diye, korkudan hiç dağa çıkmıyor, çevresinden dolanıyormuş. Ama Timur, otağını dağın tepesine kurdurunca çaresiz çıkması gerekmiş.

Hoca eşekle dağa çıktıkça yüreği eşek yellenecek diye hop hop ediyormuş. Doruğa az kala tam “Çok şükür yellenmedi.” derken, eşek bir kere yellenmiş.

Hoca: “Canımın yarısı gitti.” demiş. “Güzel Allah’ ım, hiç değilse yarım canla yaşayayım.” diye yalvarırken, eşek iki kere yellenmiş.

Hoca: “Tamam, ruhuma el fatiha.” diyerek yere uzanmış. Orada yatmış, yatmış. “Allah Allah cenazemi kaldıran da yok.” diyerek Akşehir’e gelmiş.

Her önüne çıkana “Ben öldüm, beni gömün.” demiş. Millete eğlence lazım. Hoca’yı cenaze gibi yıkamışlar, tabuta koymuşlar, namazını kılmışlar, kabristana götürürken yol ikiye aynlıyormuş. Cemaatin yansı şu yoldan, yarısı bu yoldan gidelim deyince, Hoca, tabutun kapağını kaldırıp:

– Sağlığımda, demiş, şu yoldan giderdim; ama ben ölüyüm. Nereden götürürseniz götürün, nasıl olsa son durak tahtalı köy!

İğneli Öğüt

Nasreddin Hoca kızını gelin ediyormuş. Nereden aklı na geldiyse düğün alayının ardından yetişip kızının kulağına:

– Evladım, demiş, sana benden baba öğüdü, dikiş dikerken sakın iğneye taktığın İpliğin arkasını düğümlemeyi unutma; iplik çıkar, iğne elinde kalır…

İç İşleri

Nasreddin Hoca’nın evi cayır cayır yanmaya başlamış. Komşu lan kan ter İçinde Hocayı bulup haber vermiş. Hoca gayet sakin:

– Hanıma söyleyin, demiş, evin iç işlerine o bakıyor.

İçinde Bulunma da… nasreddin Hoca’nın kadılığında, bir Akşehirli:

– Yahu Hocam, demiş, ölüyü götürürken tabutun neresinde bulunmalı?

Hoca bıyık altından gülmüş:

– İçinde bulunma da, demiş, neresinde bulunursan bulun

Işığı Gören Geliyor

Hikâye bu ya, Nasreddin Hoca daha evleneli bir yıl olmadan karısını doğum sancısı tutmuş. Ebeyi çağırmışlar. Neyse uzatmayalım; karısı doğurmuş, beş dakika geçmeden bir daha doğurmuş; ikiz! Bir daha doğurmuş; üçüz! Bir daha gözün aydın; dördüz! Hoca’nın nevri dönmüş olacak ki bütün mumları üflemiş.

– Aman Hoca, ne yaptın? diyen ebe kadına:
– Ne yapayım demiş, Hoca, ışığı gören geliyor!

Islanmamanın Sırrı

Bir gün Aksak Timur Hazretleri, Nasreddin Hoca’sız ava çıkmak istememiş. Herkes av atma binerken Hoca’ya da Timur’un emriyle deh derim yürümez bir at vermişler. Allah’ın işi; avda sağanak bastırmasın mı? Herkes dörtnala geri dönerken, Hoca bakmış, ıslanacak, elbiselerini çıkardığı gibi altına almış. Hünkâr’ın otağının kapısında giyinmiş kuşanmış, kupkuru elbisesiyle içeri girmiş. Hünkâr Hoca’ya bakıp:

– Yağmur iliklerimize işledi, demiş, o atın üzerinde sen nasıl kuru kaldın?
– Sultan’ım, demiş, Hoca, kulunuza bağışladığınız at yağmurdan hızlı çıktı, üzerime tek damla düşürmeden beni buraya getirdi.

Hikâye bu ya, Timur gene Nasreddin Hoca’yı ava çağırmış. Kendi atını Hoca’ya vermiş, Hoca’ya bağışladığı ata da kendisi binmiş. Yine yağmur başlamasın mı? Geri dön emriyle herkes uçarcasına otağa dönerken Timur Hazretleri tepeden tırnağa ıslanmış, sucuk gibi olmuş. Geldiğinde Hoca’ya:

– Utanmıyor musun, demiş, sen beni kandırmaya. Hani yağmurdan hızlıydı bu at?

Hoca gülerek cevap vermiş:

– A sevgili Hünkârım, elbiseni çıkarıp altına alsaydın ya!

Horoz Yolu Bilmezse

Hoca, tavukçuluğa başlamış. Temmuz sıcağının kg. vurduğu günlerde, tavuklannı satmak için Akşehir’den Düşmüş Konya yollarına.

Lâkin cehennem sıcağında yol uzadıkça uzamış. Hoca bu ya, hayvancıklar sıcaktan telef olmasın diye kafesten yola salmış. Tavuklar ipten kurtulmuş gibi gıdaklaya rak sağa sola dağılmış. Hoca ne yapsın? Sopasını kaptığı gibi horozu kovalamaya başlamış. Bir taraftan da bağırıyormuş.

– Bre ahmak! Zifir karanlıkta sabahın olacağını bilirsin de Konya’nın yolunu niçin bilmezsin?

Hoca’nın Tehdidi

Hoca, bir yabancı kasabada misafirken heybesini çaldırmış. Heybe de heybe hani, az bulunur cinstenmiş. O önemli değil de adamcağız eşyasını neye koysun. Başla, mış tehdide:

– Heybemi bulmazsanız ben ne yapacağımı bilirim.

Bir değil, beş değil, Hoca heybe bulunana kadar ya. pacağını yalnızca kendisinin bildiğini söyleyip durmuş. Çok şükür, sonunda heybe bulunmuş.

– Hocam, demişler, heybe buiunmasaydı ne yapa çaktın?
– Ne mi yapacaktım demiş, Hoca, eski kilimi bozup heybe yapacaktım!

Hoca’nın Kaynanası

Nasreddin Hoca’nın kayınvalidesi artık karşıdan karşıya geçerken mi, çamaşır yıkarken mi orasını kendisi bilir, ırmağa düşmüş. Sular kadını hoplata zıplata alıp götürmüş. Hoca da başlamış kaynanasını aramaya. Arıyor ama ne arayış, ırmağın aktığı yere değil çıktığı yere gidiyor.

– Hocam, demişler, ters tarafta arıyorsun.
– Siz onu tanımazsınız, demiş, Hoca, o dünyanın en ters kadınıdır, ırmağın da tersine gitmiştir!

Hoca Vergi Memuru Olursa

Timur, subaşının dünyalığının iyi olduğunu duymuş. Bu değirmenin suyu nereden geliyor, diye sormuş soruşturmuş, subaşının rüşvet yediğini öğrenmiş. Adamı huzuruna çağırıp:

– Çalarak çırparak, yetim hakkı yiyerek, edindiğin servetin listesini getir, demiş.

Subaşı kalın bir defterle gelmiş. Timur defterin yapraklarını birer birer yırtarak adamın ağzına tıkamış.

Ertesi gün, Timur, vergi toplama işini Hoca’ya vermiş. Bir süre sonra, Hoca, kocaman bir kül pidesiyle Timur’ un huzuruna gelince, Timur sormuş:

– Hayırdır Hoca, nedir bu boyunca pide?
– Hünkârım, demiş Hoca, vergi hesabını pidede tutuyorum. Midem kâğıttan hazzetmez de!