Yazar arşivleri: admin

Kadın Aklıyla Yola Düşme

Hoca, evde otura otura her şeye karışır olmuş. Hanı mı bir şey yapmaya kalksa, onu öyle yap bunu böyle yap, deyip çileden çıkarıyormuş. Bir gün misafir geleceğin den kansı, Hocanın evde olmasını istememiş:

– Efendi, demiş, sen de hamama gidip şöyle bir kendine gelirsin!

Hoca, karısını dinleyip hamama gitmiş. Eve dönerken sağanak yağmura tutulmuş. Islanmayayım diye, üzerin de ne var ne yoksa çıkarıp koşmaya başlamış. Onu go. renler şaşkınlıktan ne yapacaklarını bilmiyormuş. Hoca da onlara dönüp:

– Karı aklına uyup da, demiş, sakın ola bir şey yap. mayın. Yoksa, ya hamamda haşlanır ya yağmurda yaş|anırsınız; geriye de bir tek taşlanması kalır.

İyi Şahit

Bir adamın tamburu çalınmış. Kadılık yapan Hoca’dan hırsızı yakalatmasını istemiş. Subaşı, hırsızı ensesinden tuttuğu gibi Hoca’nın karşısına getirmiş. Şahitler de adamın suçlu olduğunu söylemiş ama hırsız bir türlü hırsızlığını kabul etmiyor. Baktı ki işler karışacak:

– Kadı Efendi, demiş, bu şahitlerin biri darbukacı, diğeri köçek. Onların lafına inanılır mı?

Hoca ne desin?

– Tambur davasına darbukacıdan ve köçekten daha iyi şahit olmaz!

İnşallah Ben Geldim

Hoca, yarına şunları yapacağım, edeceğim, diye plan yaparmış. Plan yaparmış yapmasına da her şeyin nasip kısmet işi olduğunu iyi bilen hanımı onu uyarmaktan geri kalmazmış: “Hoca, inşallah de!”, “Hoca, insanlık hâli!” “Hoca, kader kısmet var!”, “Hoca, nasipten öte yol git.’ mez!”

Hoca bu, hanımının her sözüne itibar etmediği gibi bu sözlerine de itibar etmezmiş.

Günlerden bir gün, akşam yatmadan önce bizim Hoca kansına:

– Hatun, demiş, yarın güneş açarsa tarlaya, hava yağmurlu olursa oduna gideceğim.

Hanımı yine: “İnşallah de Hoca.” diye uyarmış ama uyarmasıyla cevabını alması bir olmuş.

– Be kadın, demiş, bunun inşallah) maşallahı mı var, yarın hava ya kapalı olacak ya açık. Ben de ya tarlaya gideceğim ya oduna!

Sabah uyanmış ki hava kapalı. Eşeğe bindiği gibi dağın yolunu tutmuş. Neyse uzatmayalım, odunu etmiş, tam eşeğe yükletecekken, bir grup haydut etrafını çevirip:

– Babalık, demişler, filan köyü biliyor musun?
– Biliyorum, demiş Hoca, ne olacak?
– O zaman düş önümüze bizi oraya götür.

Hoca yalvarmış yakarmış ama iş bildiğiniz gibi değil. Üstelik filan köy dedikleri çeyrek günlük yol. Kaçsa arkadan mızraklayacaklar, yere yatsa üstünü çiğneyecekler, bu melanet heriflerden kurtulmanın çaresi yok. Önlerine düşüp o köyü bulmuş ama gün de batmak üzere. Yayan yapıldak onca yolu yürüyüp sabaha karşı evin kapısını çalmış. Hanımı içeriden seslenmiş:

– Kim o?

Hoca yorgunluk akan bir sesle cevap vermiş:

– Aç hanım aç, inşallah ben geldim!

İsa Peygamberin Öğle Öğünü

Hoca bir köyde öğle vakti kalabalığa nasihatte bulunurken bir kadıncağız:

– Kurban olduğum Hoca, demiş, benim bir müşkülüm var, düşündükçe boğazımdan bir türlü nimet geçmiyor, hani şu göğün dördüncü katında bulunan İsa Efendi’mlz bu saatte ne yer ne içer acaba? Bir yemek getireni götüreni var mı?

Uzun süredir o köyde bulunan Hoca nın aklına, kimsenin kendisine aç mısın, yiyeceğin var mı, diye sormadığı gelmiş.

– Sen bırak cennet yemekleriyle beslenen İsa’yı da, demiş, soracaksan bu gariban Hoca’nın bunca zamandır ne yeyip içtiğini sor!

 

İpe Un Serilir mi?

Hoca’nın pinti komşusu, her gün bir şey istemeye geliyormuş. O gün de ip istemiş. Hoca, içeri gidip biraz beklemiş.. Döndüğünde:

– Kusura bakma komşum, demiş, ipe un sermişler. Komşusu şaşırarak;
– ipe un serildiğini yeni duydum, demiş, hiç öyle şey olur mu?

Hoca ne dese beğenirsiniz:

– Gönül vermeye razı olmayınca, bal gibi serilir!

İnşallah Bir Şey Bulur

Bir gece Nasreddin Hoca’yı karısı korkuyla uyandırmış. Duyulur duyulmaz bir sesle:

– Hoca! Hoca! Evde hırsız var!

Hoca uykusunun bölünmesinden rahatsız:

– İyi ya, demiş, belki çalacak bir şey bulur da elinden alırız!

İnek Yerine Eşek

Nasreddin Hoca karısının “İnek de inek isterim!” ısrarına dayanamayıp bir inek almış. İnek almış ama, ahır zaten Karakaçan’a dar geliyor, ne yapacağını şaşırmış. Hani hatuncuğu da ineğin üzerine titriyormuş. Zavallı eşek kapının ağzında daracık yere sıkışmış, kabir azabı çekiyor.

Hoca bir gün sabretmiş, iki gün sabretmiş, bakmış olacak gibi değil. Başlamış beddua etmeye:

– Güzel Allah’ım, şu ineğin canını bir an önce al da eşeğimi azaptan kurtar!

Bir sabah alaca karanlıkta ahıra girmiş ki ne görsün? Eşek nallan dikmiş; inek keyifli keyifli geviş getiriyor.

– Yarabbi, demiş, bağışla ama şaşırdım kaldım; “eşek” ile “ineği” birbirinden ayıramamışsın!

İnecektim

Nasreddin Hoca, Akşehir’de dolaşırken eşeğinden düşmüş. Çocuklar hemen çevresini sanp Hocayla dalga geçmeye başlamışlar:

– Sizi gidi haylazlar, demiş Hoca, ne gülüyorsunuz, ben zaten inecektim!

İlk Tökezleyen At

Konya tarafında bir derebeyi, huzuruna çağırdığına ilk önce kadınları sorarmış. Cevapları beğenmezse kör ku yuya attırırmış.

Hoca’nın da yolu Konya’ya düştüğünde derebeyi j|e karşılaşmış. Derebeyi, Hoca’yı bilgelere benzetmiş, örn rüm boyunca aradığım cevabı belki bu yaşlı verir diye rek, Hoca’yı kadınlar hakkında soru yağmuruna tutmuş İlk önce verdiği cevaplar derebeyinin pek hoşuna gitmiş Hoca, adamın rahat hâline kanıp soru sormaya kalkmış

– Beyim, demiş, senin gibi bir yiğit bu yaşa kadar tek kalır mı?

Bu soru adamı o kadar kızdırmış ki Hoca kör kuyunun serinliğini teninde duymaya başlamış.

– Öyle demek istemedim, demiş, senin gibi yiğidin istese binlerce cariyesi olur. Hem ilk tökezleyen atın bası kesilmez!

İlk Gün Hediyesi

Bizim Hoca, şehla gözlü bir hatuncukla dünya evine girmiş. Ağzımız tatlansın diye eve bir tabak kaymak getirmiş. Karısı ne dese beğenirsiniz:

– A beyim, ne gerek vardı iki tabak kaymağa, bir tabak neyimize yetmiyordu; beraber rızıklanırdık…

Hoca’nın keyfi yerinde. Ancak hatuncuk:

– Aşk olsun, ilk günden misafir de ne oluyor, deyince, Hoca:
– Hop… Hatun, demiş, tamam, her şeyi iki görebilirsin ama, ben bir taneyim.