Yazar arşivleri: admin

Sudan Çıkmış Yunus

Hoca, balık tutmaya merak sarmış. Hanımı:

– Sen bozkır çocuğusun Efendi, ne anlarsın sudan balıktan?

dese de Hoca dinlemiyor, eşeğine atladığı gibi gölün yolunu tutuyormuş. Bir gün yine balık tutmaya çabalarken, dengesi bozulup göle düşmüş. Yüzme bilmediğinden derin sularda debelendikçe batıyor, çırpındıkça batıyormuş. Neyse ki çevredekiler yetişip kurtarmışlar.

– Hocam, demişler, göle düşmek, eşekten düşmeye benzemez!

Islak sıçan kesilen Hoca kendi kendine söylenmiş:

– Fâni dünyada Yunus olmayı beceremedim. Bari Yunus balığı olayım dedim; onu da elime yüzüme bulaştırdım!

Sözünün Eri

Gençliğin faziletlerinden bahsedildiği bir sırada, Hoca’ dan yaşça genç birisi, Hoca’ya yaşını sormuş.

– Kırk!

demiş, Hoca.

Aradan üç yıl mı geçmiş, beş yıl mı geçmiş, benzer bir sohbette aynı adam, aynı soruyu sorunca Hoca da aynı cevabı vermiş:

– Kırk!
– Etme Hocam, yıllar önce de kırk demiştin

diye itiraz edecek olmuşlar. Hoca bu, hiç altta kalır mı:

– Söz bir Allah bir; bilirsiniz Hoca sözünün eridir!

Sonra Karışmam

Bizim Hoca’ya, rüyasında komşu kadınlar kız istiyorlar, düğünü yazın yapalım, güzün yapalım hesabı yapıyorlar; hani, Hoca da kızı beğense bari, ne gezer,

çare yok adamcağızı ikinci kez evlendiriyorlar… Derken Hoca’nın uyanmasıyla yataktan fırlaması bir olmuş. Hemen kansını uyandırmış:

– Kalk hatun, demiş, beni zorla evlendiriyorlar; sonra karışmam!

Sığırcık Yavrusu

Hoca, eşiyle dostuyla evde oturmuş yarenlik ederken, oğlu, elinde patlıcanla içeri girip:

– Baba bak, demiş, gözü açılmadık sığırcık yavrusu!

Hoca dostlarına dönüp:

– Vallahi, ben öğretmedim, demiş, çocuk kendisi bulmuş!

Sesi Yarın Çıkar

Hoca ile öğrencisi İmad, gece evlerine dönerken, hırsızların bir kapının demirini kesmeye çalıştığını görmüşler.

İmad:

– Hocam, demiş, bu adamlar böyle ne yapıyor?
– Rebap çalıyorlar, diye cevap vermiş Hoca.

İmad:

– Hayret! Hiç sesi çıkmıyor, deyine Hoca sessizce ce vap vermiş.*
– Onun sesi yarın çıkar.

Senin Fil Yalnız Kalmasın

Aksak Timur, Akşehir’e gelirken yanında bir de erkek fil getirmiş. Fil bu, bağ bahçe tanımıyor, önüne gelen yeri talan ediyormuş. Bununla kalsa iyi, Akşehirliler fili beslemek için ambarda, kilerde ne varsa tüketmişler. Bakmışlar böyle olmayacak, Hoca’ya:

– Aman Hocam, demişler, Hünkâr seni dinler; bir konuş da şu fil belasını başımızdan alsın.
– O zaman demiş, Hoca, toparlanın, o aksak mendebura derdimizi birlikte anlatalım.

Hoca önde, Akşehirliler arkada, huzura çıkmak için yola düşmüşler. Otağın kapısına gelindiğinde Hoca arkasına bakmış ki in cin top oynuyor. Bir Allah bir kendisi! Ben yapacağımı biliyorum, diyerek huzura çıkmış.Timur sormuş:

– Hayırdır, Hoca, yine ne istiyorsun?
– Hünkârım, demiş Hoca, Akşehirli sizin fili çok sevdi; ancak yalnızlığına üzülüp duruyor, ferman buyursanız da yanına bir de dişi fil getirseler.

Timur memnun:

– Çok yaşa Hoca, demiş, bunu nasıl düşünemedim. Var git müjdeyi hemen ver.

Hoca, otağın kapısından çıkınca, sağa sola saklanan Akşehirliler etrafını sarmışlar:

– Müjde bekleriz Hoca, fil ne zaman gidiyor?

Hoca müjdeyi vermiş:

– Alın size müjde, dişisi de yarın geliyor!

Seni Azrail Beğensin

Nasreddin Hoca hastalık yüzünden yatağa öyle bir mıhlanmış ki ölüm korkusu aklından çıkmaz olmuş. Baş ucunda bekleyen kansına:

– Hatun demiş, tak takıştır, sür sürüştür, giyin kuşan yanıma gel.
– Düğüne mi gidiyoruz ayol, demiş, karısı, sen yataktan bile kalkamıyorsun!
– Yok, demiş Hoca, öyle değil, Azrail gelmek üzere, geldiğinde belki seni beğenir de…

Sen Yüzme Bilirsin

Hikâye bu ya, Hoca’nın, biri geçkince diğeri genç ve güzel iki karısı varmış.
Bir gün ikisi birden sormasın mı!

– Akşehir Gölünde kayıkla gezerken kayık devrilse. önce hangimizi kurtarırsın?

Hoca, ikisini de süzdükten sonra geçkin olana:

– Hatun, demiş, sen biraz yüzme bilirsin, değil mİ?

Sen Seçtin

Bir gün Hoca, eşeğine binmiş, Akşehir’in uzağındaki bir köye gitmeye niyetlenmiş. Niyetlenmiş ama allayıp pulladığı, her daim nazladığı eşeği, yoldaki eşek terslerini koklamaktan bir türlü ilerlemiyormuş. Yolun bir sağ yanına bir sol yanına derken, Hoca’ya çekmedik çile bırakmamış. Bari yol kenarındaki otlara boyun uzatsa, Hoca gam yemeyecek.

Hoca, indiği gibi, eşeğin kokladığı pisliklerden hayvanın torbasına doldurmuş. Bir ağaca bağlayıp torbayı da eşeğin boynuna takmış. Takmış ama, her defasında eşek torbayı boynundan fırlatıp atıyor. Hoca eşeğe kükremiş:

– Seni gidi köftehor, yemeğini sen seçtin, ne diye yemiyorsun!

Sen Değirmen Der misin?

Hoca Konya’da dolaşırken görmüş ki büyük mü büyük, heybetli mİ heybetli bir bina yapılıyor. İnsanlar karınca misali çalışıyor. Hoca çalışmayı hayran hayran seyrederken boşboğaz işçilerden biri Hoca’ya:

– Burada ne arıyorsun, demesin mil Hoca gayet sakin:
– Binaya bakıyorum, demiş, ne ola ki?

Adam, bıyık altından gülerek:

– Değirmendir!

deyince, Hoca:

– Herhâlde, demiş, değirmende çalışan hayvanlar da değirmen kadar büyük oluyor!