Yazar arşivleri: admin

Beş Parmak Altı Parmak

Nasreddin Hoca kaşık bulamamış mı nedir, “Bismillah” deyip sağ eliyle zerdeye dayanmış. Aynı yöntemi uygulayan bir hasis:

– Hoca demiş, afiyet olsun da neden beş parmağınla yiyorsun?

Hoca bu, hiç altta kalır mı?
– Altı parmağım olmadığından!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Benimki de Düşünür

Bizim Hoca Akşehir pazarında dolaşırken bir de ne görsün, minicik bir kuşa bir eşek yükü para isteniyor. Merakla pazarlığı seyretmiş. Kuşun tek meziyetinin konuşması olduğunu öğrenince koştura koştura eve gelip baba hindisini kaptığı gibi tekrar pazara dönmüş. Hindinin fiyatını sormuşlar. Hoca ne eksik ne fazla, papağana biçilen fiyatın aynısını söyleyip izahını yapınca:

– Onun özelliği var, o konuşur demişler. Hoca düşünmeden:
– Bu da düşünür, demiş.

 

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Ben Yıldıza Bakarım

Nasreddin Hoca, bir gün talebelerine:

– Çocuklar, demiş, Konya ile Akşehir’in havası aynı olur.
– Hocam, demişler, yanlışın olmasın.
– Ne yanlışı, demiş Hoca, Akşehir’de ne kadar yıldız varsa Konya’da da o kadar var!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Ben Seni Kurtaramam

Kınamayın canım, hevestir bu, herkeste olur. İşte Nasreddin Hoca zamanında, baykuş sesli bir adamcağız da müezzinliğe özenmiş, üstelik ezan vakti de değil ama olsun, çıkmış minareye; ezan okumaya çalışırken, Hoca aşağıdan ikaz etmiş:

– Hey evlat, başının çaresine bak; öyle dalsız budaksız bir ağaç ki çıktığın, seni kurtaran olmaz!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Ben Öbür Dünyadanım

Artık toz mu olmuş, toprak mı olmuş, yoksa ayıp bir şey mi bulaşmış, nedir, Hoca’nın mintanı kirlenmiş. Kirlenmiş de ya yolda belde birisi görüp ayıplarsa: “Sakalından, kavuğundan utan, derse…” diye Hoca yol üzerindeki mezarlığa sapmış. Boş bir mezarın içinde soyunup temizlenirken, rüzgâr mintanını alıp kaçmasın mı…

Mezarlıkta bir o yana bir bu yana, mintan önde Hoca arkada kovalamaca sürerken bir de ne olsa beğenirsiniz; yoldan geçen bir taifenin atları ürkmesin mi? Attan güç bela inen birkaç süvari Hoca’nın etrafını çevirip hesap sormaya başlamışlar:

– Bre kendini bilmez, az kaldı bir kazaya kurban gidecektik. İn misin, cin misin mezarlıkta çırılçıplak ne koşturup duruyorsun?

Hoca bakmış, iş kolay değil, postu deldirmek var işin ucunda.

– Durun çocuklar, demiş, ne inim ne cinim ne de bildiğiniz hortlağım. Ben ölmüş bir kişiyim, öbür dünyanın ahalisindenim. Orayı kirletmeyeyim diye abdest bozmaya çıktım. Siz işinize bakın; hemen geri dönerim.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Ben Ona Karışmam

Hoca hastalanmış, yatağa düşmüş. Çıkıp Akşehir’de efkâr dağıtamaz hâle gelmiş. Hoca’nın karısının yâreni olan mahallenin kadınları, Hoca hastayken de âdetlerini sürdürmüşler. İçlerinden birisi:

– İlmine kurban olduğum, demiş, Allah hayırlısını’ versin, senin ardından ne söyleyelim, nasıl ağlayalım?

Hoca yattığı yerden mırıldanmış:

Armudu soyarak gitti
Dünyaya doyarak gitti
Hâlden bilmez kadınların,
Dırdırını duyarak gitti,

deyin de artık ağlar mısınız, güler misiniz ben ona karışmam demiş.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Belinde Su Kabağı

Hoca’ya, ikide bir, eşi dostu “Kendini kaybetme Hoca.” diye takılırmış. Hoca bir gün, ana ata memleketi Sivrihisar’a gitmeye niyetlenmiş. Yine bir “kendini kaybetme” nasihatiyle karşılaşınca: “Aman kaybolmayayım.” diyerek beline bir su kabağı bağlamış… “Nedir bu?” diyen konu komşuya:

“Bundan böyle kaybolursam, Nasreddin Hoca olduğum belli olsun istedim.” demiş.

Daha Akşehir’i çıkmadan muzibin biri Hocanın belindeki kabağı kesip kendi beline bağlamış. Tesadüf bu ya çarşıda karşılaşmışlar. Bakmış ki, belinde kabak yok, kendi kabağı tanımadığı birinin belinde bağlı:

– Şu işe bak demiş, karşıdan gelen adam benim. O zaman ben kim oluyorum?

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Bayram

Kıtlığın, yoksulluğun kol gezdiği bir zamanda Nasreddin Hoca bir köye varmış ki ne görsün: Kazan kazan yahniler, sini sini pilavlar; millet gülüp eğleniyor, bir şenlik bir şenlik…

– Bre, demiş, bu kıtlık zamanında bu ne?
– Deme Hoca, demişler, bugün bayramımız var, bütün bunlar o yüzden, gördüğün, göreceğin, göreceğimiz hepsi bu. Yoksulluk bizde de var.

Hoca içini çekerek:
– Keşke, demiş, her gün böyle bayram olsa!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Baş Başa Yemek

Nasreddin Hoca gün boyu gelenden gidenden, sorandan sual edenden yorgun düşmüş. Eve gelip sofraya oturduklarında karısına:

– Hatun, demiş, çıkar şu yazmayı başından!

Karısı, yazmayı çıkarmış ama sormadan da edememiş:
– Efendi, demiş, bayram değil seyran değil, baş başa yemek yiyoruz, nerden icap etti şimdi bu?

O günkü kalabalığın uğultusu hâlâ kulaklarında olan Hoca:
– Bak hatun, demiş, sen yazmayı çıkardın melekler kaçtı, ben “Bismillah” dedim şeytanlar kaçtı; şimdi baş başa bir yemek yiyelim!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Bana mı Eşeğe mi İnanırsın?

Pinti komşusu, Hocanın eşeğini ödünç istiyormuş.

Bir vermiş, iki vermiş. Baktı ki baş edemeyecek, yine istediği bir gün:
– Tüh… Biraz önce başkasına verdim, diyerek geri 3 çevirmiş.

O sırada, ahırdaki eşek var gücüyle anırmaya başlamış, Komşusu:
– Bu senin eşeğin sesi değil mi, hani yoktu? demiş.

Hoca:
– Aşk olsun, demiş, Hoca, benim sözüme değil de eşeğin sözüne mi inanıyorsun?

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.