Yazar arşivleri: admin

Burnum Ensemden Belli

Hoca’ya bir gün:
– Burnunu göster, demişler.

Hoca tutmuş, işaret parmağını ense çukuruna koyup:
– İşte burnum, demiş.

– Yapma Hocam, demişler, tam da zıddını gösterdin?
– Biliyorum, demiş, Hoca. Bir şeyin zıddı bilinmezse kendisi hiç bilinip anlaşılmaz!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Bulma Zevki

Hoca bir gün eşeğini kaybetmiş. Önüne gelene soruyor kim bulursa, müjdelik olarak eşeği, bulana vereceğini söylüyormuş.

Herkes eşek aramaya çıkadursun, Hoca’ nın bir dostu:
– Etme Hocam, demiş, madem bulana vereceksin eşeği, niye arıyorsun?

Hoca cevap vermiş:
– Bulma zevkini tatmayan vermeden anlayamaz.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Buğu Hakkı

Yoksul bir adamcağız, birinin yemek tenceresinden çıkan buğuda bayat ekmeğini yumuşatıp yemiş. Sen misin bunu yapan, diğer adam, ver buğumun parasını, ver buğumun parasını, diye fakirin yakasına yapışmış. Neyse, uzatmayalım, kadılık olmuşlar. Kadı da kim olacak, bizim Nasreddin Hoca. Her iki tarafı da dinledikten sonra birkaç akçe çıkarıp şöyle bir şangırdatmış. Sonra hakkımı isterim diyen zengin adama dönüp:
– Hakkını aldın artık, demiş, daha ne istiyorsun?

Henüz bir şey anlamayan adam itiraz edecek olunca Hoca:
– Aldın ya paranın sesini be adam, demiş, ne diye duruyorsun karşımda? Yemeğin buğusunun hakkı, paranın sesidir.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Bu Baş Tanıdık Ama…

Hoca’nın eşeğinin yuları çalınmış. Bir gün Akşehir pazarında dolaşırken, bakmış ki Karakaçan’ın yuları uyuz bir eşeğin boynunda.

– Yahu, demiş, bu eşeğin başı bizim olmasına bizim de gövdesini çıkaramadım.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Bu Adam Bendir Diye

Hoca, çarşıda bir adamla uzun uzun sohbetten sonra, damdan düşer gibi sormuş:

– Birader, sahi sen kimsin?
– Madem tanımıyordun beni, demiş adam, ne diye konuştun yahu?

Hoca istifini bozmadan:
– Ne bileyim, demiş, kavuğun kavuğuma kaftanın kaftanıma benziyor, seni kendim sandım!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Boy Abdesti

Elde münasebetsiz mi yok; kum gibi mübarek… işte bunlardan bir tanesi:

– Hocam, sen bu işleri bilirsin, Akşehir Gölü’nde boy abdesti alırken ne yana döneyim, diye sormasın mı?

Hoca:
– Madem bana sordun, demiş, elbisenin olduğu tarafa dön!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Bozukluk Bal Çömleğinde

Allah hiçbir şehrin başına vermesin, Konya kadısı rüşvetçinin tekiymiş. Az çok bir şey almadan parmağını oynatmazmış. Hikâye bu ya, Hoca’nın Konya’da kadılık bir işi çıkmış. Hemen bir çömlek bal hazırlayıp Kadı’ya götürmüş. Kadı çömleğin ağzını açıp şöyle bir bakmış; of, mis gibi oğul balı! Hoca’nın istediği ilamı kaşla göz arasında vermiş.

Gel gelelim Kadı o akşam eve varır varmaz çömleği sofraya koymuş. Kaşığı daldırmış ki bir de ne görsün; çömleğin üstü bal; altı bildiğimiz çamur. Ertesi gün adamını Hoca’ya göndermiş.

Adamcağız:
– Hoca Hazretleri, demiş, Kadı Efendi acele seni istiyor; dün verdiği kâğıtta bir bozukluk varmış; düzeltilmesi gerekiyormuş!

– Var git Kadıya söyle, demiş, Hoca; o bozukluk ilamda değil, bal çömleğinde!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Boş Tencere

Nasreddin Hoca misafiri çok severmiş. Her akşam üç beş ahbabıyla gelir evde ne varsa, Allah ne verdiyse yerler içerlermiş.

Yine bir gün arkadaşlarıyla eve geldiğinde Hoca’nın karısı:
– Aman Hoca, demiş, gözünü seveyim, evde zırnık yiyecek yok. Komşulardan istemeye de yüzüm kalmadı. Şimdi ben ne yapayım?

Hoca eline bir boş tencere alıp misafirlerin yanına gelmiş.
– Dostlarım, demiş, evde yağ, pirinç, un… Bulunsaydı, işte bu tencerede size çorba yapacaktım!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Borcuna Sadık Müşteri!

Bizim Nasreddin Hoca’nın yapmadığı iş olur mu? Bir dönem de pazarda meyve sebze satmaya başlamış. Sizlere ömür, vefat eden bir ahbabının hanımı, tezgâhına gelerek narlara, incirlere, şeftalilere bakmış; hepsinin fiyatını sormuş. Lâkin, ne alıyor ne de tezgâhın önünden aynlıyormuş.

Hoca, kadına:
– Hele şu incirden bir tat, demiş… Parası kolay, bugün olmazsa yarın ödersin.
– Yok tadamam, demiş kadın, niyetliyim de. Yedi yıl önceden oruç borcum vardı, onu ödüyorum! İyi görünüyor, sen üç beş okka tart bundan!

Söylediğine bin pişman:
– Tanrı’ya borcunu yedi yıl sonra hatırlayan kişi, demiş, kula borcunu tanır mı?

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Boğazımda Yangın Var

Nasreddin Hoca bir gün yemekte ihtiyatı elden bırakmış. Çok acıktığından mı, yoksa üşüdüğünden mi bilinmez; yüzüne tüten sütlü bulgur tasını ağzına dayadığı gibi içmeye kalkmış. Kalkmış ama tası elinden fırlatmasıyla soluğu kapıda alması bir olmuş. Bir yandan avuç avuç kar yutuyor, bir yandan bağırıyormuş:

– Yetişin ey Müslümanlar, boğazımda yangın var.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.