Yazar arşivleri: admin

Akçeli Kötek

Hoca, pazarda dolaşırken biri ensesine okkalı bir tokat atmış. Hoca, adamdan davacı olmuş, birlikte kadıya gitmişler. Oysa, adam Kadının akrabasıymış. Kadı:
– Bir tokadın cezası bir akçedir. Git, getir, demiş.

Adam gidiş o gidiş… Hoca da ne yapsın? Kadının ensesine bir tokat indirdikten sonra:
– Kadılığını akraba hatırına kullanırsan, demiş, kötekten sen de nasibini alırsın. Getireceği bir akçeyi benim attığım bu tokadın cezası olarak sen al!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Ağzım Hiç Kapanmadı

Hocayı bir eve akşam sohbetine davet etmişler. Davet iyi de toplulukta bulunan bir boşboğaz havadan sudan, ileriden geriden konuştukça konuşuyor, sözü kimseye bırakmıyormuş. Bırakın Hocanın sohbet etmesini, söz sırası bile gelmemiş adamcağıza, üstelik uykusu gelmiş, üst üste esnemeye başlamış. Nihayet gecenin bir yarısı herkes evine dağılmayı düşünürken, sazı elinden bırakmayan geveze:
– Hocam hiç ağzını açmadın, deyince,

Hoca:
– Sen görmedin, demiş, o kadar açtım ki az kalsın avurtlanm yırtılacaktı!

Avurt: halk dilinde yüz, yanak boşluğu anlamlarına gelir.

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Ağzım Hiç Kapanmadı

Neylersiniz, yoksulluk zor zanaat. Hocamız kıt kanaat geçindiği bir yılın kara kışında bakmış ki arpa saman yazı getirmeyecek, eşeğin arpasını her gün biraz kısmaya başlamış. Kısa kısa hayvancağızın yemi günlük bir avuç arpa olmuş. Bir gün ahıra girdiğinde Karakaçanın nalları diktiğini gören Hoca:

– Yazık oldu, demiş, tam açlığa alışacakken!

 

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Acemi Bülbül Bu Kadar Öter

Hocanın canı mı çekmiş nedir, göz hakkıdır diyerek, yol üzerindeki bahçede zerdali ağacının başına çıkmış. O güzelim zerdalileri cennetlik mideye indirirken bahçıvan çıkıp gelmesin mi…

– Hey, hemşehrim, demiş, kimsin, ne işin var ağaçta?
– Bülbülüm!
– Bülbülsen öt bakalım!

İnsan ne kadar öter; Hoca da garip garip sesler çıkarmaya başlamış. Bahçıvan:
– Bülbül böyle mi öter, deyince,

Hoca:
– İdare et, demiş, acemi bülbül bu kadar öter!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Acemi Berber

Hoca, bayramlık tıraşı için berbere gitmiş. Ancak, berberinin yerinde sanki cellatlıktan emekli biri varmış. Çaresiz sakalını yeni berbere teslim etmiş. Ama çok geçme» den berberin acemi olduğunu anlamış. Adam usturayı Hocanın yüzünde gezdirdikçe, Hoca içinden “Kelime-i Şehadet” getiriyormuş. O sırada korkunç bir böğürtü duyulmuş. Hoca, bu ses benden mi çıktı diye kendinden korkmuş. Berbere:
– Hayırdır, demiş, bu ses de neyin nesi?
– Biz artık duya duya alıştık, demiş berber, yandaki nalbanttan geliyor; öküz nallıyorlar!
Hoca lahavle çekip:
– Ben de, demiş, birini tıraş ediyorlar sandım!

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.

Acemi Bakkal

Hoca bu, her mesleği denedikten sonra bir de bakkal dükkânı açmış. Hocanın “acemi bakkal”  olduğunu anlayan bir kadın:

– Ben Kedigillerden Deli Ömer’in karısıyım, parasını kocam ödeyecek, diyerek tuzdan bulgura, yağdan şekere dükkânda ne varsa hepsinden istemiş. Hoca:

– Mümkün değil, demiş, kocanın namını duydum ama bile bile sermayeyi kediye yükleyemem.

 

Acemi Avcı

Hikâye bu ya, kurtlar Akşehir’e, hatta Hoca’nın mahallesine kadar iner olmuş. Hoca da kış kıyamet demeyip komşusuyla kurt avına çıkmış.

Neyse uzatmayalım, acemi avcı şansı, bir kurdu ininde kıstırmışlar. Komşusu hayvanı görmek için kafasını inin ağzından içeri sokmuş. Sokar sokmaz da ayakları halay tutar gibi zıplamaya oynamaya başlamış. Hoca, “Tamam,” diye düşünmüş, “işte bizim adam kurdu yakaladı. Avcı dediğin böyle olur. Bari yardım edeyim” diyerek adamın ayaklarından asılıp dışarı çıkarmış ki bir de ne görsün; komşunun kafası yok. Hoca’yı bir düşüncedir almış. Apar topar geri dönüp adamın karısına:

Hatırlıyor musun, demiş, ava çıkarken kocanın kafası yerinde miydi?

Bu yazı Genel kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.