Ben Seni Kurtaramam

Kınamayın canım, hevestir bu, herkeste olur. İşte Nasreddin Hoca zamanında, baykuş sesli bir adamcağız da müezzinliğe özenmiş, üstelik ezan vakti de değil ama olsun, çıkmış minareye; ezan okumaya çalışırken, Hoca aşağıdan ikaz etmiş:

– Hey evlat, başının çaresine bak; öyle dalsız budaksız bir ağaç ki çıktığın, seni kurtaran olmaz!

Uyku İlacı

Bizim Hoca talebeleriyle Kuduri adlı kitabı okurken bir kadıncağız:

– Hocam, demiş, ocağına düştüm, bizim ufaklığı geceleri uyku tutmuyor, bir muskacık yazsan da uyuşa!

Hoca, önündeki kitabı kapayıp al bunu demiş, yastığının altına koy!

– Böyle muska olur mu, diyecek olmuş kadın.
– Muska değil ama, demiş, Hoca, ondan daha etkili. Kitaba başlayınca mollalarım hemen esnemeye başlıyor!

Misafir Sevmez

Hoca, pek misafiri sevmezmiş. Ne zaman birisi gelecek olsa, bahaneler ileri sürer, kabul etmezmiş.
Bu huyunu bilen birisi. Hoca’ya misafir gitmeyi aklına koymuş. Sokağında pusuya yatmış. Tam,

Hoca, eşeğiyle evine girerken, saklandığı yerden çıkıp:

– Çok iyi oldu, demiş. Ben de size gelmiştim. Davetsiz misafir, ayağını eşikten tam atarken Hoca:- Dur hele, burada bekle, deyip içeri girmiş.

Karısına da misafiri atlatmasını söylemiş.

Misafir kapıda beklemiş, beklemiş hiç ses seda yok. Kapıyı çalmış. Pencereye Hoca’nın karısı çıkmış.

– Hoca efendi evde yok, demiş.

Misafir şaşkın:

– Nasıl olmaz. Gözümle gördüm, biraz önce içeri girdi. Hatta bana da burada beklememi söyledi, deyince Hoca kafasını uzatıp:

– Ne diye anlamıyorsun? Ev benim değil mi? demiş. İster olurum ister olmam!

Sahibinden Belli

Nasreddin Hoca’ya takılmayı seven biri:

– Hocam, demiş, hayırlı olsun, senin eşek kadı olmuş!

Hoca muzipçe gülümsemiş:

– Çok şükür. Eşeğim bile vaazımı can kulağıyla dinleyince kadı oldu!

Düğünlerde Okunmaz

Aklınca Hoca’yı sınamak isteyen bir eski ahbabı, İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn ayetinin anlamını sormuş.

Münasebetsiz bir yerde sorulan bu soruya Hoca:
– Sen onu bırak da, demiş, şunu bil yeter: Bu ayet düğünlerde, demeklerde, şenliklerde pek okunmaz!

Hırsıza Taşındım

Bir gün Hoca, evine hırsız girdiğini görmüş. Hiç rahatsız etmemiş. Hırsız, evde ne varsa çuvalına doldurup çıkmış. Hoca da evine kadar onu takip etmiş. Hırsız, kapısını açmış, içeri girmiş, tam kapatacakken, Hoca da dalmış içeri. Adam şaşkın:

– Ben seni tanımıyorum. Herhâlde yanlış eve geldin, deyince Hoca:
– Buraya taşındığıma göre, demiş, tanışacağız artık.

 

Pınar Başında Uyudum

Nasreddin Hoca Akşehir’den Sivrihisar’a giderken, bir ahbabına uğrayıp yorgunluk gidermek istemiş. Ev sahibiyle neredeyse Akşehir’den, Sivrihisar’dan, hatta memleket meselelerinden konuşmuşlar. Ancak, bir türlü Hoca’nın derdine çare olacak söze sıra gelmiyormuş. Yatmaya yakın ev sahibi:

– Hocam, demiş, susuz musun uykusuz musun?

Açlıktan midesi yapışan Hoca bu söze ne dese beğenirsiniz:

– Yolda bir pınar başında yeterince uyudum!

Pintinin Sorusu Kendini bilmez, pinti ve gevezenin biri, aklı sıra Hoca’nın açığını yakalamış gibi sormuş:

– Parayı neden bu kadar çok seviyorsun, Hocam?

Hoca, içinden, bu soruyu başkası sorsa batmaz ya deyip tutamamış dilini:

– Senin gibilere avuç açmamak için!

Hesapsız Ortak

Nasreddin Hoca, Akşehir’e dönerken yolda çok acıkmış. Tesadüf bu ya, bir ağacın altında azığını yemek üzere olan bir çobanın sofrasına misafir olmuş. Hoca, çobanın verdiği süte ekmek doğramış; tam kaşıklayacakken o sırada selamsız sabahsız gelen birisi çömleği Hoca’nın önünden çekip almaz mı? Hoca bakmış süt elden gidiyor; adamcağızın ensesine şöyle okkalı cinsinden bir dokunmuş. Adam yığılıp kalınca Hoca, ben ne yaptım, der gibi söylenmiş:

– Nasıl bir adam, anlamadım. Ne selam verir ne elini kâseden çeker, şöyle hafif bir dokundun mu küser!

Çekirdeğin Parası

Hoca, artık Yemen hurması mıdır, Medine hurması mıdır, yoksa Acem hurması mıdır bir kilo hurma almış. Eve gelir gelmez de başlamış çekirdekleriyle birlikte yemeye.

Karısı:
– İlahi Efendi, demiş, sen ki gün görmüş bir ulu kişisin; hiç hurma çekirdeğiyle yenir mi?

Hoca bir yandan hurmaları tıkıştırırken ağız ucuyla:
– Ne diyorsun hatun, demiş, hurmacı çekirdekleriyle tarttı, onun da parasını ödedim!

Ver Cüppemi Al Semerini

Nasreddin Hoca, yaz günü tarladan gelirken terlemiş. Cüppesini çıkarıp eşeğin üstüne atmış. Karşıdan gelen bir ahbabıyla halleşirken, bir de bakmış ki eşek alıp başını gitmiş. Yetiştiğinde ne görsün; cüppenin yerinde yeller esiyor. Eşeğin semerini çıkardığı gibi kendi sırtına geçirdikten sonra, Karakaçan’a:

– Öyle bakıp durma, demiş, ver cüppemi, al semerini!