Dilin Arşını Yok

Bu fıkrayı paylas...Share on FacebookTweet about this on Twitter

Nasıl hacı hacıyı, hoca hocayı bulursa; kadı da kadıyı bulur. Bir gün Nasreddin Hocaya İranlı bir kadı misafir olmuş. Hoca yedirmiş içirmiş, bir eksiği kalmasın diye Hanya’yı da Konya’yı da gezdirmiş. Söylemeyi unutmayalım, Hoca neyimiz iyi dese İranlı çok daha iyilerinin, çok daha büyüklerinin kendi ülkesinde olduğunu söylüyormuş. Bakmış ki İranlı ne söylese avcı ve atıcı muhabbetine dönüşüyor, geri kalmak istememiş.

Hoca, ile İranlı karşılıklı övünürken, ne konuşuyor bunlar, diye, kulak kabartanlar da bulunuyormuş.
– Şahımız bir çeşme yaptırdı, boyu yedi yüz arşın, bin tane kuması var, cümlesi som altından, içinden zemzem akar, diyen İranlıya:
– O da bir şey mi, demiş Hoca, bir hamam yaptırdı ki Sultanım kullarına, boyu tam on bin arşın, çıkılmaz surlarına, kırk bin kuma koydurdu, som altın duvarına…

Yalnızca hamamın boyunun on bin arşın olduğunu duyan birisi:
– Yapma Hocam, demiş, hamam olsa olsa en fazla elli arşın olur!

Bir diğeri:
– Bak şimdi oldu mu, eni boyuna uymadı, gelin onu beş bin yapalım, demez mi?

Hoca bakmış ki hava alay havasına çalacak, İranlı kadıya dönüp:
– Şu münasebetsiz olmasa, demiş, enini boyuna uydurmasını bilirdim!





Yazı dolaşımı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir