Tarifi Bende

Hoca’nın canı ciğer çekmiş. Ciğerciden ayrılırken de adama:

– Nasıl lezzetli olur, demiş, bunu nasıl pişireyim?

Adamcağız erinip üşenmeden bir ciğer yemeği tarifi ı yazıp Hoca’nın eiine tutuşturmuş. Hoca elinde ciğer, ağzı sulana sulana evin yolunu tutmuşken, bir çaylak elinden ciğeri kaptığı gibi havalanmaz mı? Gökyüzüne bakıp uzaklaşan çaylağın ardından, elini sallayarak avazı çıktığı kadar bağırmış:

– Ağız tadıyla yiyemeyeceksin, tarifi bende!





Ya Üstünde Ben Olsaydım!

Nasreddin Hoca bir gün eşeğini kaybetmiş. Yitiğini anyor ama şükrederek arıyormuş.

– Hocam, demişler, insan eşeği kayboldu diye Allah’a şükreder mİ?
– Eder, demiş, Hoca, ya üstünde ben de olsaydım!


Kuzu mu Oğlak mı?

Bizim Nasreddin Hoca’nın cins mi cins, semiz mi semiz bir kuzucuğu varmış. Komşusunun da zayıf, cılız bir oğlakçığı. Gel gelelim komşusu, hemen her gün, Hoca’ dan kuzu ziyafeti çekmesini istermiş. Hoca dayanamayıp kuzuya kıymış. Afiyetle yemişler. Adam da minnet altında kaldığını mı düşünmüş nedir, oğlağı kestiği gibi yahni yapıp aklınca ziyafet çekmiş. Keşke çekmez olaydı, her yerde herkese Hoca ya oğlak ziyafeti çektiğini söyleyip dururmuş. Anlatıla söylene oğlak o kadar büyümüş, o kadar güzelleşmiş ki bir gün Hoca dayanamayıp:

– Şeytan diyor ki, demiş, çıkar oğlakla kuzunun postunu…


Buyurun Cenaze Namazına

Huy çıkar can çıkmaz, derler; Hoca bu, çenesi durur mu? Bir gün nalbantta üç beş kişiyi bir arada bulunca, başlamış Aksak Timur hakkında atıp tutmaya. İçlerinden biri:
– Hoca, demiş, maşallah adama söylemediğini bırakmadın!

Hoca daha neler neler söyleyecekmiş ama içine mi doğdu nedir, işkilleneceği tutmuş. Renk vermeden adamın yüzüne bakarak:
– Kardeşlik, demiş, memleket nere?
– Maveraünnehir!
– Ya mübarek adınız?
– Emir Timur!

Artık rengi mengi kalmayan Hoca:
– Ey Müslümanlar, demiş, buyurun er kişi niyetine, cenaze namazına!


Kurdu Rahatsız Etme

Hoca’nın eşeğini kurt yemiş. Hoca farkına varmış varmasına da eşeğin kemikleri kaldıktan sonra, kurt sofrayı terk ederken farkına varmış. Keyfi yerine gelen dağların delikanlısı, dağa doğru çıkarken, birisi:

– Hoca, kurdu kaçırma, demez mi!
– Bozma kurdun keyfini, demiş Hoca, tok karınla dağa çıkmak kolay mı sanıyorsun?


Sahibinden Belli

Nasreddin Hoca’ya takılmayı seven biri:

– Hocam, demiş, hayırlı olsun, senin eşek kadı olmuş!

Hoca muzipçe gülümsemiş:

– Çok şükür. Eşeğim bile vaazımı can kulağıyla dinleyince kadı oldu!


Fark Meselesi

Nasreddin Hoca, vaaz ve nasihatte bulunmak, ilmihal bilgileri öğretmek üzere Konya’nın bir köyüne davet edilmiş; Kolay mı üç gün üç gece eşek sırtında o köye ulaşmak. Köye varır varmaz da sağ olsun köy ağası Hoca’yı misafir etmiş. Hoş beş ettikten sonra:

– Hocam, demiş, Tin Suresi’ni okur musun?

Hoca euzü besmele çekip sureyi okumuş. Ardından ev sahibi de okuduktan sonra:

– Hocam, demiş, elli dört farzı sayar mısın?

Hoca lahavle çekip elli dört farzı saymış. Ev sahibi de saymış. Bu minval üzere bir müddet önce Hoca, sonra ev sahibi okumuşlar saymışlar, okumuşlar saymışlar. Sonunda ev sahibi:

– Gördün mü Hocam, demiş, senin bildiğini ben de pekâlâ biliyorum; ne fark var aramızda?

Hoca, dişlerini gıcırdatarak:

– Öyle büyük bir fark yok aslında, demiş, üç günlük yoldan geldim; açım ve uykusuzum. Senin göbeğin, keyfin hepsi yerli yerinde. İşte fark buradan kaynaklanıyor!


Namazımı Kılmadan Olmaz

Bizim Hoca nın dostlan, ne zamandır yapmıyorduk şu Hoca’ya bir oyun oynayalım, diye, Hoca’yı derdest edip teneşir tahtasına yatırmışlar. Hoca da doğrusu oyunu bozmak istememiş. Kara Külah’ı getirip:

– Üstat, demişler, Hocamız, hakkın rahmetine ka vuştu, cenaze namazını kıldırmak sana kaldı. Az önce Hoca’yı sağ salim çarşıda gören Kara Külah:

– Oyunu bırakın, demiş, ne cenaze namazı!

O sırada kalabalığın arkasındaki teneşir tahtasından doğrulan Hoca:

– Olmaz arkadaş, demiş, namazımı kıldırmadan bir yere gidemezsin!


Akçeli Kötek

Hoca, pazarda dolaşırken biri ensesine okkalı bir tokat atmış. Hoca, adamdan davacı olmuş, birlikte kadıya gitmişler. Oysa, adam Kadının akrabasıymış. Kadı:
– Bir tokadın cezası bir akçedir. Git, getir, demiş.

Adam gidiş o gidiş… Hoca da ne yapsın? Kadının ensesine bir tokat indirdikten sonra:
– Kadılığını akraba hatırına kullanırsan, demiş, kötekten sen de nasibini alırsın. Getireceği bir akçeyi benim attığım bu tokadın cezası olarak sen al!


Uykum Kaçtı

Nasreddin Hoca, gece kuşu olmamış ama biraz da ona benzemiş. Anlayacağınız sevgili Hocamızı uyku tutmaz olmuş. Bu kadarı iyi de Akşehir’in o daracık sokaklarında bir o yana bir bu yana hayalet gibi dolaşmasına ne demeli?

Yine böyle bir gün, gecenin bir yarısı sokakta subaşıy |a burun buruna gelmezler mi? Subaşı meraklı gözlerle Hoca’yı iyice tanıyana kadar süzdükten sonra:

– Hoca demiş, bu saatte ne arıyorsun?

Hoca ne güzel söylemiş:

– Uykum kaçtı da onu!