Diş Çektirdim Bilirim

Hikâye bu ya, bir gün Hoca’ya, bir kendini bilmez ahlayıp sızlayarak ağrıyan başı için ne yapması gerektiğini sormuş. Hoca’da çözüm tükenir mi?

– Kardeşlik, demiş, ben bu ağrı meselesini iyi bilirim geçenlerde dişim ağrımıştı, gittim çektirdim. Hiç bekleme; git dişini çektir.





Bozukluk Bal Çömleğinde

Allah hiçbir şehrin başına vermesin, Konya kadısı rüşvetçinin tekiymiş. Az çok bir şey almadan parmağını oynatmazmış. Hikâye bu ya, Hoca’nın Konya’da kadılık bir işi çıkmış. Hemen bir çömlek bal hazırlayıp Kadı’ya götürmüş. Kadı çömleğin ağzını açıp şöyle bir bakmış; of, mis gibi oğul balı! Hoca’nın istediği ilamı kaşla göz arasında vermiş.

Gel gelelim Kadı o akşam eve varır varmaz çömleği sofraya koymuş. Kaşığı daldırmış ki bir de ne görsün; çömleğin üstü bal; altı bildiğimiz çamur. Ertesi gün adamını Hoca’ya göndermiş.

Adamcağız:
– Hoca Hazretleri, demiş, Kadı Efendi acele seni istiyor; dün verdiği kâğıtta bir bozukluk varmış; düzeltilmesi gerekiyormuş!

– Var git Kadıya söyle, demiş, Hoca; o bozukluk ilamda değil, bal çömleğinde!


Ben Yıldıza Bakarım

Nasreddin Hoca, bir gün talebelerine:

– Çocuklar, demiş, Konya ile Akşehir’in havası aynı olur.
– Hocam, demişler, yanlışın olmasın.
– Ne yanlışı, demiş Hoca, Akşehir’de ne kadar yıldız varsa Konya’da da o kadar var!


Acemi Bakkal

Hoca bu, her mesleği denedikten sonra bir de bakkal dükkânı açmış. Hocanın “acemi bakkal”  olduğunu anlayan bir kadın:

– Ben Kedigillerden Deli Ömer’in karısıyım, parasını kocam ödeyecek, diyerek tuzdan bulgura, yağdan şekere dükkânda ne varsa hepsinden istemiş. Hoca:

– Mümkün değil, demiş, kocanın namını duydum ama bile bile sermayeyi kediye yükleyemem.

 


Seni Azrail Beğensin

Nasreddin Hoca hastalık yüzünden yatağa öyle bir mıhlanmış ki ölüm korkusu aklından çıkmaz olmuş. Baş ucunda bekleyen kansına:

– Hatun demiş, tak takıştır, sür sürüştür, giyin kuşan yanıma gel.
– Düğüne mi gidiyoruz ayol, demiş, karısı, sen yataktan bile kalkamıyorsun!
– Yok, demiş Hoca, öyle değil, Azrail gelmek üzere, geldiğinde belki seni beğenir de…


Eşeklik Yapmanın Lüzumu Yok!

Nasreddin Hoca, eşeği ölünce, çaresiz pazardan yenisini almış. Eşeğin yularından tutup eşek arkada kendi önde dalgın dalgın eve doğru giderken, iki hırsız gizlice yaklaşıp biri eşeği almış, diğeri eşeğin yerine geçmiş. Hoca arkaya döndüğünde ne görsün; yeni aldığı eşeğin yerinde bir âdemoğlu duruyor. Hoca şaşkınlıkla adama sormuş:

– İn misin, cin misin?
– Ben, demiş adam, yeni aldığın eşeğim. Ana baba bedduası aldığım için Allah beni eşek yaptı. Senin gibi iyiliksever birisi beni alınca tekrar âdemoğlu oldum.

Hoca bakmış, bu basbayağı adam; salıvermiş.

Ertesi gün yeni bir eşek almak için pazara gittiğinde bir önceki gün satın aldığı eşeğin haraç-mezat satıldığını görmüş. Hayvanın kulağına eğilip:

– Bre tövbesiz, demiş, bir günde ana babana gene ne eşeklik yaptın?


Hoca’nın Tehdidi

Hoca, bir yabancı kasabada misafirken heybesini çaldırmış. Heybe de heybe hani, az bulunur cinstenmiş. O önemli değil de adamcağız eşyasını neye koysun. Başla, mış tehdide:

– Heybemi bulmazsanız ben ne yapacağımı bilirim.

Bir değil, beş değil, Hoca heybe bulunana kadar ya. pacağını yalnızca kendisinin bildiğini söyleyip durmuş. Çok şükür, sonunda heybe bulunmuş.

– Hocam, demişler, heybe buiunmasaydı ne yapa çaktın?
– Ne mi yapacaktım demiş, Hoca, eski kilimi bozup heybe yapacaktım!


Paranın Sesi

Hoca’nın kadılığında, huzuruna iki kişi gelmiş. Biri di-ğerini şikâyet ederek;

– Ocağına düştüm Hocam, demiş, ben bu adamdan davacıyım. Herifçioğlu odun kesiyordu, baltayı her vuruşunda “hınk” dedim, sonra da “hınk”ın ücretini istedim, vermedi. Ödesin bana borcunu!

Nasreddin Hoca odun kesiciden birkaç akçe istemiş. Adam direnecek olmuş ama, nafile, karşısındaki kadı; çaresiz vermiş. Hoca akçeleri yukarıdan yere bıraktıktan sonra tekrar toplayıp odun kesiciye vermiş. “Hınk” diyen adama da:

– Hakkını aldın, demiş, bir daha karşıma çıkma!
– Ben yalnız sesini duydum, demiş, “hınk” diyen adam. Hoca ne dese beğenirsiniz:
– Odun keserken “hınk” diyenin hakkı paranın sesidir!


Ne Çektiğimi Ben Bilirim

Nasreddin Hoca, paraya mı sıkışmış nedir, huysuz sürmelisi eşeğini satmak için pazara çıkarmış. Birisi sırtını okşayacak olmuş, eşek adamın kasıklarına yapıştırmış çifteyi. Bir diğeri dişine bakayım derken az kalsın adamın elini koparıyormuş. Sonunda Hoca’ya:

– Eşeğini çek pazardan, kimse almaz, demişler.
– Satmak için getirmemiştim zaten, demiş Hoca, elinden ne çektiğimi anlayasınız diye…


Tanrı’nın Laneti Benim Üstüme!

Konu komşu toplanmış, Hıdırellez ziyafetinde neler yapacaklarını konuşuyormuş. Herkes bir ağızdan:

– Yaprak sarması benim üstüme!
– Tandır benim üstüme!
– Kaymaklı baklava benim üstüme!

derken, Hoca’dan ses seda çıkmadığını fark etmişler. Sormuşlar:

– Hocam, sen ne getirirsin?

Hoca cevap vermiş;

– Böyle bir ziyafetten zamansız ayrılırsam, Tanrı’nın laneti de benim üstüme!